Değişimi yönetmek


Değişim bir zorunluluktur.


Dahil olun veya olmayın karşı koyabileceğiniz bir şey değildir . Hayatta kalabilmeniz için er yada geç mutlaka uyum sağlamak zorunda kalacaksınız.


İnsanlık tarihine bir bakın ve son yüz yılda yaşanan değişim ve gelişimi öncesi ile kıyaslayın. Tüm düşünce ve yaşam alışkanlıklarını sonsuza dek değiştirecek olan ilerleme ve keşifler neredeyse son asırda gerçekleşti. İnsanoğlu ve yarattığı tüm kavram / değerler bu değişime uyum sağlayacak şekilde evrildi. Uyum sağlamak mevcut yaşam fonksiyonlarını güçlendirdi.


Güçlenen birey ve kurumlardan her biri değişimin bir sonraki evreleri için nelerin gerekli olabileceğini , işi sadece bunu öngörmek ve hazırlık yapmak olan kişi ve ekipler ile anlamaya çalıştı.Harcanan hatrı sayılır bütçe ve zaman ; strateji süreç yönetimini bu kavramla uyumlu olarak yönetilecek fonksiyonlar haline getirdi.


Değişimin ;bazen yavaş , kimi zaman hızlı işleyen fakat mutlak bir gerçeklik olduğu kabul edildi. Ar-Ge yapılanmaları değişim dinamikleri kadar hızlı bir yapıya uyum sağlayacak hale getirilmeye çalışıldı. Çünkü içerideki değişim, dışarıdaki değişimin gerisinde kalıyorsa göreceğiniz tek şey kurumsal yapının sonu olacaktır.

Dijitalleşme kişi ve kurumların kendilerini soyutlayamadığı hatta '' mutlaka dahil olunması gereken bir dünya '' algısına dönüştü, aksini iddia edenleri terlikle kovaladılar.


Bilgisayar ve akıllı teknolojilerle donatılmış tüm elektronik cihazlar yaygın bir kitlenin iş hayatı haricinde özel hayatının bir parçası haline geldi .Pazarlama stratejileri nihai tüketiciye en düşük maliyetle ulaşmak için bu teknoloji ürünü cihazlara zuhur etmek üzerine yoğunlaştı. Takip eden zamanlarda mobil / web tabanlı satış altyapısı yatırım bütçelerinin büyük kısmını oluşturdu. Şimdilerde ise internet / web tabanlı satış yapmayan işletme neredeyse yok gibi.


Bilginin ışığında şekillenen teknolojik modernizasyon ,üretim maliyetlerini düşürdü ve üretim kapasitesinin etkin kullanımını sağlayıcı faydası , tüm sektörlerin , üretim ve yönetim stratejilerinde değişime karşı esnek ve uyumlu olunması gerekliliğini ortaya koydu.


Konu bilgi ve ticaret olunca, sınırların sadece haritalar üzerinde kaldığı bir dünyadan bahsettiğimizi unutmamalıyız. Bilgi özellikle soluduğunuz hava gibi ; gerekli , kimsenin mülkiyetinde olmayan ve her birey ve kurumun ortak kullanımına açık,ulaşılabilir ...


Değişimi sağlayan bu bilgiyi işleyebilmek için öncelikle öğretilmiş sınır ve kalıpların terk edilmesi ve her yeni bilgi girişi ile bireyin/ kurumların kendisini içten dışa doğru yenilemesi gereklidir. Bunun için değişim bilincinin oluşması gerekir, aksi takdirde bilgi girişi arşivlemeden başka bir işe yaramayacaktır.


Ticari firmalarda günlük olarak değişen oyun kurallarına göre yaşamsal fonksiyonlarını ve organizasyonel yapılarını değişime uyum sağlayacak duruma getirmelidir. Çoğu firma faaliyet süreçlerinde olası gelişmeleri önceden yorumlayabilmek için sadece bu amaçla oluşturdukları kadroları global piyasalar içerisinde dolaşımda tutmaktadır.


Diğer taraftan bilginin nasıl kullanıldığından bağımsız olarak bilgiye dayalı bilinç oluştu ve bu bilinç toplumdaki tüm kişi ve kurumların davranışları üzerinde kısa sürede etkisini gösterdi.Toplumun tüm katmanları kendilerini dinamik bir sürecin içinde buldu.


Herkes hareket eden aynı trenin içerisinde ve herkes hedefe daha çabuk ulaşma güdüsü ile aynı yöne koşuşturuyor durumda.Birilerinin bu kalabalık içerisinde ayaklar altında kalma riski mevcut.Planlı ve dengeli hareket edenler bu riskten kaçınmış olacaklar.


Nihayetinde tüm gelişmelere uyum sağlayabilmek için önce yeniliğe uyum sağlayacak düşünce yapısını oluşturmak gereklidir.Ayrıca karar, uygulama ve satış birimleri strateji ve iş planlarını bu düşünce ekseninde inşa etmelidir.


Değişimin kurgulanmış ve amaçlara uygun sonuçlar verebilmesi için , değişim süreç yönetimi çıktılarının anlaşılabilir, yorumlanabilir olması gerekir.Ayrıca bu bir yönetim sürecidir , dolayısı ile en optimal sonuçları alınıncaya kadar , girdilerin tekrar tasarlanmasına olanak tanıyacak esnekliği barındırıyor olmalıdır.


Kurum içerisindeki tüm birey ve iş grupları statülerinde bağımsız olarak sürece dahil olmalı ve önerileri ile projeye katma değer sağlayacak iç motivasyona sahip olması gerekir. Unutulmamalıdır ki değişim yönetimi söz konusu olduğunda başarı tüm ekibe , başarısızlıklar ise değişim yönetiminden sorumlu liderlere/yöneticilere aittir.


Her şeyden önce değişkenlerin söz konusu liderler tarafından iyi yönetiliyor olması gerekir.Kurumsal yapıyı oluşturan tüm birim ve kişilerle ;değişimin gerekçeleri ve izlenecek yol planının paylaşılması gerekir.Çünkü değişim süreci çıktılarının değeri, değişim sürecinde aktif rol oynayan bireylerin yarattığı toplam katma değer kadar olacaktır.


Çalışma ekibinden yeterli bilgiye sahip olmayan çalışanların değişime karşı mukavemet gösterecekleri yada süreçten olumsuz etkilenecekleri olasılığı asla göz ardı edilmemelidir.


Süreç yönetilirken sonuçların hedeflediğiniz noktada ve hatta üzerinde olması değişim sürecinin sonlandığı anlamına gelmeyecektir. Değişimin tüm yaşam ve faaliyet süreçlerini kapladığını ve dinamik yapıda bir unsur olduğunu göz önünde bulundurun.


Şartlar sizi değişime zorlamıyorsa, siz neleri daha faklı yapabileceğinize odaklanın.Değişimi siz başlatın.


Ekibinizi her zaman motive ve değişime karşı hazırlıklı tutun , tüm kaynak , araç ve donanımları onların hizmetine hazır bulundurun.


88 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör